21 Nisan 2011 Perşembe

Ahmak insan, İnsan ahmak!..


Hangisi daha ahmak görünüyor?
 Ne zavallı bir AHMAK'tır insanoğlu.

Gerçekleri bile kaynağına göre kabul eder veya reddeder.
Eşek dile gelip: -Sen insansın. dese.
-Eşeğe mi inanacağım yani? diyerek.

İnsanlığını bile reddeder.

16 Nisan 2011 Cumartesi

24 Nisan'da neyi anacaksınız?

24 Nisan'da neyi anacaksınız?
Neyi anmanız gerektiğini Benim Rabb'im dediğiniz Mesih İsa şöyle açıklıyor!
Matta 18:21 Bunun üzerine Petrus İsaya gelip, "Ya Rab" dedi, "Kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? Yedi kez mi?" 22 İsa, "Yedi kez değil" dedi. "Yetmiş kere yedi kez derim sana. 23 Şöyle ki, Göklerin Egemenliği, köleleriyle hesaplaşmak isteyen bir krala benzer. 24 Kral hesap görmeye başladığında kendisine, borcu on bin talantı bulan bir köle getirildi. 25 Kölenin ödeme gücü olmadığından efendisi onun, karısının, çocuklarının ve bütün malının satılıp borcun ödenmesini buyurdu. 26 Köle yere kapanıp efendisine, 'Ne olur, sabret! Bütün borcumu ödeyeceğim' dedi. 27 Efendisi köleye acıdı, borcunu bağışlayıp onu salıverdi. 28 "Ama köle çıkıp gitti, kendisine yüz dinar borcu olan başka bir köleye rastladı. Onu yakalayıp, 'Borcunu öde' diyerek boğazına sarıldı. 29 Bu köle yüzüstü yere kapandı, 'Ne olur, sabret! Borcumu ödeyeceğim' diye yalvardı. 30 Ama ilk köle bunu reddetti. Gitti, borcunu ödeyinceye dek adamı zindana kapattı. 31 Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar. 32 "Bunun üzerine efendisi köleyi yanına çağırdı. 'Ey kötü köle!' dedi. 'Bana yalvardığın için bütün borcunu bağışladım. 33 Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?' 34 Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti. 35 "Eğer her biriniz kardeşini gönülden bağışlamazsa, göksel Babam da size öyle davranacaktır."
Matta 5:9 Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek. 10 Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. 11 "Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size!
Matta 5:21 "Atalarımıza, 'Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak' dendiğini duydunuz. 22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır 23-24 Bu yüzden, sunakta adak sunarken kardeşinin sana karşı bir şikâyeti olduğunu anımsarsan, adağını orada, sunağın önünde bırak, git önce kardeşinle barış; sonra gelip adağını sun.
Matta 5:38 " 'Göze göz, dişe diş' dendiğini duydunuz. 39 Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. 40 Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin. 41 Sizi bin adım yol yürümeye zorlayanla iki bin adım yürüyün. 42 Sizden bir şey dileyene verin, sizden ödünç isteyeni geri çevirmeyin." 43 " 'Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin' dendiğini duydunuz. 44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. 45 Öyle ki, göklerdeki Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır. 46 Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? 47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu? 48 Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun."
Matta 26:52 O zaman İsa ona, "Kılıcını yerine koy!" dedi. "Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek.

24 Nisan'da neyi anacaksınız?
Bu sözleri SÖYLEYEN'in dirilişini mi, ölmüş olanları mı?

Luka 9:59 Bir başkasına, "Ardımdan gel" dedi. Adam ise, "İzin ver, önce gidip babamı gömeyim" dedi. 60 İsa ona şöyle dedi: "Bırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri gömsün. Sen gidip Tanrının Egemenliğini duyur."
2. Timoteos 2:23 Saçma, cahilce tartışmalara girmeyi reddet. Bunların kavga doğurduğunu bilirsin. 24 Rabbin kulu kavgacı olmamalı. Tersine, herkese şefkatle davranmalı, öğretme yeteneği olmalı, haksızlıklara sabırla dayanmalıdır. 25 Kendisine karşı olanları yumuşak huyla yola getirmeli. Gerçeği anlamaları için Tanrı belki onlara bir tövbe yolu açar. 26 Böylelikle ayılabilir, isteğini yerine getirmeleri için kendilerini tutsak eden İblis'in tuzağından kurtulabilirler.
Yakup 1:12 Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman Rabbin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır. 13 Ayartılan kişi, "Tanrı beni ayartıyor" demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz. 14 Herkes kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır. 15 Sonra arzu gebe kalır ve günah doğurur. Günah olgunlaşınca da ölüm getirir. 16 Sevgili kardeşlerim, aldanmayın!

6 Nisan 2011 Çarşamba

Çok ama çok üzgünüm yine.
Aklıma geldi kendimle kalınca.
Dünyadaki nice üzgünü anınca.
Ve ben çok üzgünüm yine.
Başkaları üzgün diye.

19 Mart 2011 Cumartesi

Yılda bir ??? günü yerine, barış içinde her gün insanlık günü kutlayabileceğimiz günlerin umuduyla.

Yahu bırakın kadını erkeği, kürdü ermeniyi, siyahı beyazı;
insan olmayı becermeye bakalım,
hepimiz, her zaman.

364 gün küfrettiklerime 365inci gün de küfretmiyorsam adaletsiz olmanın yanında ikiyüzlüyümdür de.

Özgürlük istedim her zaman;
          kürde ya da ermeniye değil, her insana.
Eşitlik istedim her zaman;
          kadına ya da erkeğe değil, her kese.
Kardeşlik istedim her zaman;
          salt karındaşlar arasında değil, tüm varolanlar arasında.

4 Mart 2011 Cuma

Ahkam kesmeyi savaşmaya yeğleyenler. (Bu yazıyı genelleme gibi görenler için; açıklamasıdır.)

Bazıları vardır, ("bazıları" hepsi değil)  her yerde görürüz ama ne yazık ki genellikle mevki ve titr sahibi olmaları sebebiyle bulaşmaktan çekiniriz.


Ben bu tipleri enik olarak adlandırıyorum. Niye mi?

On yıllar önceydi, kumkapıda tren köprüsüne doğru yürüyordum, yakınımda da birisi elindeki tasmanın ucunda bir yavru köpekle birlikte benimle aynı yöne doğru yürüyordu. Derken tren geçmeye başladı, işte o an o enik korkuyla kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırarak adamın ayakları altına sindi. Tren gürültüyle geçmekte, enik ise sindiği yerden korkuyla seyretmekteydi. Zaman geçti, tren geçti, gürültü bitti ve o sinik enik, o korkudan nefes almayı bile unutmuş olan enik fırlayıverdi sığındığı ayakların arasından ve canhıraş bir şekilde havlamaya başladı gitmiş olan trenin ardından.



İşte bu enik gibidir o bazıları, (yine "bazıları" hepsi değil) içinde bulundukları ortamda süt dökmüş kedi, yada daha doğrusu enik gibi kuyruk bacaklar arasında, birilerinin ayakları altına sinerler. Ve gün olur, devran döner, o bazıları mekanı terkeder, trenin geçmediği, gürültünün olmadığı (yani tuzları kurudur artık, sorunsuz bir yaşam sürmeye başlayanlar) bir mekana geçerler.




Geçtikleri mekanda kendilerini ("kendi kendilerini") DİASPORA halkı olarak adlandırırlar (yani "DİASPORA" adını kendilerine alan açmak için kullanırlar). Artık keyifleri yerine gelmiştir, gürültü yoktur, korku sebebi yoktur (tuzları kurudur). Ve başlarlar canhıraş bir şekilde havlamaya ("havlamaya" çünkü eleştirileri veya saptamaları objektif olmaktan uzaktır). Diğerlerinden, gürültülü mekanı terketmemeyi göze almışlardan ("terketmemeyi göze almışlardan" hepsi elbette objektif değildirler. yazı da bir genelleme değil zaten.) bazıları bu havlamaları dinlemeye çalışırlar. Ama nafile bir gayrettir. Anlam yoktur çünkü bu havlamalarda.


Savaşmaktansa cephe dışından ahkam kesmeyi tercih edenlerin havlamalarıdır bunlar.

1 Mart 2011 Salı

Ahkam kesmeyi savaşmaya yeğleyenler.

     Bazıları vardır, her yerde görürüz ama ne yazık ki genellikle mevki ve titr sahibi olmaları sebebiyle bulaşmaktan çekiniriz.
     Ben bu tipleri enik olarak adladırıyorum. Niye mi?
     On yıllar önceydi, kumkapıda tren köprüsüne doğru yürüyordum, yakınımda da birisi elindeki tasmanın ucunda bir yavru köpekle birlikte benimle aynı yöne doğru yürüyordu. Derken tren geçmeye başladı, işte o an o enik korkuyla kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırarak adamın ayakları altına sindi. Tren gürültüyle geçmekte, enik ise sindiği yerden korkuyla seyretmekteydi. Zaman geçti, tren geçti, gürültü bitti ve o sinik enik, o korkudan nefes almayı bile unutmuş olan enik fırlayıverdi sığındığı ayakların arasından ve canhıraş bir şekilde havlamaya başladı gitmiş olan trenin ardından.
    İşte bu enik gibidir o bazıları, içinde bulundukları ortamda süt dökmüş kedi, yada daha doğrusu enik gibi kuyruk bacaklar arasında, birilerinin ayakları altına sinerler. Ve gün olur, devran döner, o bazıları mekanı terkeder, trenin geçmediği, gürültünün olmadığı bir mekana geçerler.
     Geçtikleri mekanda kendilerini DİASPORA halkı olarak adlandırırlar. Artık keyifleri yerine gelmiştir, gürültü yoktur, korku sebebi yoktur. Ve başlarlar canhıraş bir şekilde havlamaya. Diğerlerinden, gürültülü mekanı terketmemeyi göze almışlardan bazıları bu havlamaları dinlemeye çalışırlar. Ama nafile bir gayrettir. Anlam yoktur çünkü bu havlamalarda.
     Savaşmaktansa cephe dışından ahkam kesmeyi tercih edenlerin havlamalarıdır bunlar.

Öğrenmeyi sevmemenin insanı götüreceği yerler.

Öğrenmeyi sevmeksizin
          cömertliği sevmek vardır ki aptalca bir saflığa götürür.
Öğrenmeyi sevmeksizin
          bilmeyi sevmek vardır ki zihinin gereksizce dağılmasına götürür.
Öğrenmeyi sevmeksizin
          içten olmayı sevmek vardır ki onur kırıcı bir aldırmazlığa götürür.
Öğrenmeyi sevmeksizin
          dobra olmayı sevmek vardır ki kabalığa götürür.
Öğrenmeyi sevmeksizin
          açık görüşlü olmayı sevmek vardır ki umarsız bir asiliğe götürür.
Öğrenmeyi sevmeksizin
          prensip sahibi olmayı sevmek vardır ki mantıksız bir zorlamaya götürür.
Konfiçyüs